📌 Giriş:
2. Dünya Savaşı, insanlık tarihinin en yıkıcı ve dönüm noktası niteliğindeki çatışmalarından biri olarak 1939’da başladı ve 1945’e kadar sürdü. Türkiye, savaşın ortasında stratejik konumu ve izlediği denge politikasıyla hem büyük güçlerin baskısıyla hem de kendi güvenliğini koruma çabasıyla karşı karşıya kaldı. Bu dönemde ülke, savaşın yıkıcı etkilerinden uzak kalmaya çalışırken diplomatik hamleleri ve aldığı önlemlerle dikkat çekti. İşte Türkiye’nin 2. Dünya Savaşı’ndaki konumunu, aldığı kararları ve yaşanan kritik gelişmeleri yıl yıl ele alacağız…
📌 1939
1938 yılının 10 Kasım günü, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk hayata gözlerini yummuş ve halk tarafından ebediyete uğurlanmıştır. Atatürk'ün ölümünden 1 gün sonra meclis olağanüstü toplanmış ve toplantı sonunda yeni cumhurbaşkanının İsmet İnönü olması kararı alınmıştır. Atatürk'ün bizzat "Şahsi davamdır" dediği Hatay, Haziran 1939 tarihlerinde tüm zorluklara rağmen anayurda katılmış ve Türkiye'nin bir parçası olduğu uluslararası olarak kabul edilmiştir.
1939 yılı 2. Dünya Savaşı'nın da başlangıç yılıdır. 1 Eylül 1939'da Nazi Almanya'sının Polonya'yı işgale başlamasıyla savaş resmen başlamıştır. Türkiye savaş başlamadan önce Nazi Almanyası'nın ve Benito Mussolini önderliğindeki Faşist İtalya'nın agresif tutumlarından rahatsız olmuş; bunun üzerine balkan devletleriyle Balkan Antantı'nı, İngiltere ve Fransa ile de ekonomik, saldırmazlık ve işbirliği anlaşmaları yapmayı tercih etmiştir.
📌 1940
Bu zamanlarda Suriye ile barış antlaşması yapılmış ve Türkiye - Suriye sınırıyla ilgili tartışmalar sonlandırılmıştır. Ayrıca eğitimin yaygınlaşması için köylere kurulan Köy Enstitüleri'nin sayısı arttırılmaya çalışılmıştır. Dünya Savaş'ında yeni gelişmeler yaşanmış ve İtalya Yunanistan'a saldırmıştır. Bu durum savaşın topraklarımıza kadar geldiğini ve Türkiye'yi tehdit ettiğini bilen İsmet İnönü ve yönetimi tedirgindi. Devlet; İstanbul, Edirne, Tekirdağ, Kırklareli, Çanakkale ve Kocaeli gibi şehirlerde zaman zaman geceleri karartma politikası ve sokağa çıkma yasağı uygulamıştır. Hatta Ayasofya'nın minarelerine olası saldırıya karşı keskin nişancılar ve taramalı tüfekleri bile yerleştirilmiştir. Ayrıca 1930'lu yıllarda Mareşal Fevzi Çakmak'ın önerisiyle Balkanlardan gelebilecek olası saldırıları önlemek amacıyla yapılan "Çakmak Hattı" güçlendirilmiştir.
📌 1941
Ortadoğu ve Kafkas'lardaki petrollerin varlığı Türkiye'yi jeopolitik olarak tehdit altında bırakıyordu. Nitekim Mihver ve Müttefik devletler petrollere ulaşmak için Türkiye'yi hedef tahtasına koyabilirdi. Bunun üzerine Mihver Devletleri'nin safında savaşa katılan Bulgaristan ile saldırmazlık antlaşması yapıldı. Diplomatik ilişkilerini sürdüren İsmet İnönü, Bulgaristan ile yapılan saldırmazlık antlaşmasından hemen sonra İngiltere Dışişleri Bakanı Anthony Eden ile Türkiye'de bir görüşme gerçekleştirmiştir.
Çok geçmeden öbür taraf olan Mihverlerin başını çektiği Nazi Almanyası'nın lideri Adolf Hitler'den İsmet İnönü'ye bir mektup geldi. Adolf Hitler mektubunda Türkiye'ye saldırma niyetinde olmadığını belirtse de Almanya'ya karşı yönelik herhangi bir girişimde bulunulduğu takdirde işlerin değişeceğini söylüyordu. Mektup hem nezaket hem tehdit içeriyordu. İsmet İnönü cevap olarak Almanya'ya karşı herhangi bir eylemde bulunulmayacağını ancak ülkenin milli güvenliğini tehdit edecek herhangi bir tehditte her saldırıya azimle karşı gösterileceğini mektubunda belirtmiştir. Her ne kadar antlaşmalarla ülkenin güvenliği kağıt üstünde sağlanmış olsa da Naziler'in Türkiye'ye saldırmayacağının bir garantisi yoktu. Olası bir saldırı durumunda Sovyetler'de bu durumdan istifade ederek Türkiye'ye saldırabilirdi. Bu durumun üzerine Sovyetler'le antlaşma yapıldı ve Türkiye'ye yapılan herhangi bir saldırıda Sovyetlerin bu duruma karışmayacağına yönelik antlaşmalar imzalandı. Ancak Savaş yüzünden alınan önlemler halkı ciddi bir yoksulluğa itiyordu. Kağıt sıkıntısı nedeniyle gazetelerin 4 sayfadan fazla basım yapmasının yasaklanması, ekmekleri karneyle satma girişimi vb. önlemler devlet nezdinde alınmıştır.
📌 1942
İnönü ve Türkiye'nin tarafsız politikaları onları savaşın içine çekmek isteyen İngiltere Başbakanı Winston Churchill'in hiç hoşuna gitmiyordu. Tam da bu sıralarda enteresan bir olay yaşandı. 15 Mart günü İngiltere'ye ait savaş uçakları Muğla'nın Milas ilçesini bombaladı. İngiltere bu saldırı üzerine saldırının yanlışlıkla yapıldığını belirtmiş, tazminat ödemeyi kabul etmiştir. Aslında bu olayın Türkiye'yi savaşa sokma düşüncesiyle yapıldığı açıktı.
📌 1943
1943 yılında Türkiye'deki Alman yanlılığı artmıştı. Hatta emekli general Hüsnü Emir Erkilet Hitler'i ziyarete bile gitmişti. Ancak o zamana kadar savaşın favorisi gösterilen Almanya bu yıl gerilemeye başlamıştı. Almanya'nın güç kaybetmesini fırsat bilen Winston Churchill Balkanlar'da Naziler'e karşı bir cephe açmak istiyordu ve bu konuda bir türlü ikna edemedikleri Türkiye'yi ikna etmeleri gerekiyordu. Türkiye üzerindeki baskıyı arttırmak isteyen Churchill, 1943’ün başında Türkiye'ye ziyarete geldi ve Adana'da İsmet İnönü'yle bir görüşme gerçekleştirdi. Ancak Churchill ne yapıp ettiyse de İnönü'yü ikna edemedi. Ancak görüşme yine de Türkiye ve Müttefik devletleri açısından olumlu görünüyordu. Bu görüşmeyi öğrenen Almanya'yla Türkiye'nin arası da yavaş yavaş bozulmaya başladı. Artık güç, Mihver devletlerine karşı üstünlük sağlayan Müttefik devletlerdeydi. Bu sebeple Türkiye üzerindeki tehditte bir nebze azalmıştı.
📌 1944
Üzerindeki tehditin azalmasıyla birlikte bu durumu fırsat bilen Türkiye, kaybeden tarafla yakın olmamak ve zarar görmemek için Almanya'yla yapılan ticaret durduruldu ve meclis ilişkilerin tamamen kesilmesine karar verdi. Savaş'ın Komünist Rusya'nın kazanıyor olması Türkiye'deki siyasi kutbu da bir hayli değiştirmişti. Bu yüzden ülkedeki Türkçü Turancılar komünizm aleyhinde oldukları için resmen bir cadı avına başlandı ve hükümet Turancıların rejim karşıtı olduğunu öne sürerek Hüseyin Nihal Atsız, Zeki Veli Togan, Alparslan Türkeş gibi birçok milliyetçi ismi mahkemelerde yargılamaya başladı.
📌 1945
Artık savaşın sonlarına geliniyordu. Savaşı Müttefik devletler kazanmış ve Mihver devletleri kaybetmişti. Bu yüzden Türkiye Almanya ve ittifaklarıyla olan bağlarını bir bir kopardı. 23 Şubat 1945 yılında meclis kararıyla Almanya ve Japonya'ya savaş ilan edildi. Bu durum tamamen saf göstermek için ve savaş sonrası kurulacak olan Birleşmiş Milletler'e kurucu üye olarak katılabilmek için atılan bir adımdı. Açılan bu savaşın fiziki hiçbir karşılığı yoktu. Savaşın bitiminden 4 gün sonra meclise gelen İnönü milletvekillerinin yoğun alkışlarıyla karşılandı ve böylece Türkiye için 2. Dünya Savaşı defteri kapanmış oluyordu.

