Fatih Sultan Mehmet’in Gizemli Ölümü: Zehir, Siyaset ve Saray Entrikaları
Tarih, çoğu zaman resmi kayıtların gölgesinde kaybolan gizli hikâyelerle doludur. Osmanlı tarihinin en büyük hükümdarlarından Fatih Sultan Mehmet’in ölümü de bu karanlık sayfalardan biridir. 1481 yılı Mayıs'ında, henüz 49 yaşında hayata veda eden büyük hükümdarın ölümü, aradan yüzyıllar geçmesine rağmen hâlâ tartışılmakta ve çeşitli entrikalarla ilişkilendirilmektedir. Peki Fatih gerçekten doğal sebeplerle mi öldü, yoksa bir suikastın kurbanı mı oldu?
1. Ölüm Gününe Giden Yol: Gölgelerle Dolu Bir Sefer
Fatih Sultan Mehmet, 1481 baharında bilinmeyen bir hedefe doğru sefere çıkmıştı. Tarihçiler bu seferin rotası konusunda hâlâ ikiye bölünmüş durumdadır:
Mısır’daki Memlük Devleti üzerine bir sefer
Rodos Şövalyeleri’nin tamamen yok edilmesi
İtalya’ya, özellikle de Roma’ya yeni bir Avrupa seferi
Hedef her ne olursa olsun, Osmanlı sarayında bu sefere karşı olan güçlü figürler vardı. Özellikle:
Sadrazam Karamanî Mehmed Paşa
Şehzade Bayezid’i destekleyen devlet adamları
Memlük yanlısı çevreler
Avrupa devletleri ve Vatikan
Fatih’in askerî ve siyasi dehası düşünüldüğünde, bu seferin kıtalar arası dengeleri değiştirecek bir etki yaratması kaçınılmazdı. İşte bu nedenle bazı tarihçiler, Fatih’in ölümüyle uluslararası çıkar çatışmalarının kesiştiğini düşünmektedir.
2. Ölüm Anı: Hünkâr Çayırında Yaşanan Gizem
Fatih Sultan Mehmet, Üsküdar-Hünkâr Çayırı’nda konuşlanan ordugâhta aniden rahatsızlandı. Kaynaklar, şiddetli karın ağrısı, nefes darlığı ve yüksek ateş belirtilerinden bahseder. Bazı tanıklar ise bu anları daha karanlık bir dille şöyle anlatır:
“Hünkârın yüzü sararmıştı, sanki içi içini kemiriyordu.”
Fatih’in özel hekimi Ya‘kub Paşa’nın kendisine düzenli olarak verdiği ilaçlar da ölüm sonrası şüphelerin merkezine yerleşmiştir.
3. Zehir İddiası: Gerçek mi Efsane mi?
Tarihçiler arasında üç büyük zehir ihtimali öne çıkar:
1) Doktoru Ya‘kub Paşa’nın Zehirlediği İddiası
Bazı Osmanlı kaynakları ve kronikler, Fatih’in hekimi Ya‘kub Paşa’nın zehir şüphesiyle idam edildiğini kaydeder. Bu iddiaya göre:
Ya‘kub Paşa, Fatih’in içeceğine cıva ya da arsenik karıştırmıştı.
Zehir, birden öldürmeyip birkaç gün süren şiddetli ağrılarla etkisini göstermişti.
Bu suikast, saraydaki “Bayezid yanlıları” lehine yapılmış olabilirdi.
Ancak Ya‘kub Paşa’nın gerçekten idam edilip edilmediği bile tartışmalıdır.
2) Sadrazam Karamanî Mehmed Paşa’nın Dahli
Karamanî Mehmed Paşa’nın Şehzade Cem’i değil, Şehzade Bayezid’i desteklediği bilinir. Fatih’in ölümüyle birlikte Cem’in tahta çıkma ihtimali güçlendiği için, Paşa’nın Fatih’in ölümünden çıkar sağlayıp sağlamadığı da tartışma konusudur.
Bazı kaynaklar Paşa’nın, Fatih’in hastalığını bilerek gizlediğini ve müdahale edilmesini engellediğini öne sürer.
3) Avrupa Devletlerinin Paralı Suikast Planı
Bu iddiayı savunan modern tarihçiler, özellikle Venedik belgelerine dikkat çeker.
Venedik arşivlerinde Fatih’in ölümünü takip eden günlerde diplomatik yazışmalarda “büyük bir müjde” ifadeleri geçer.
Venedikli bir ajan olan Andrea Gritti’nin, saray içi bağlantılarıyla uzun süredir Fatih’in zehirlenmesi üzerinde çalıştığı iddia edilir.
Bu iddialar tek başına kesin bir kanıt sunmasa da, o dönem Avrupa’nın Fatih korkusunu göz önüne aldığımızda imkânsız değildir.
4. Doğal Ölüm Teorisi: Tıp Tarihi Ne Diyor?
Modern tıp uzmanları, kronik rahatsızlıklar üzerinden daha akılcı bir açıklama sunar:
Şeker hastalığı ve hipertansiyon
Gut hastalığı
Aşırı yoğun sefer hazırlığı stresi
Fatih’in otopsi raporu olmadığı için tam bir teşhis yapılamaz; ancak yaşadığı belirtiler karın zarı iltihabı (peritonit) ya da kalp yetmezliği ihtimallerine işaret eder.
Yine de soru hep aynı noktaya gelir:
Fatih’i hastalık mı öldürdü, yoksa hastalığa müdahale edilmesi bilerek mi engellendi?
5. Taht Mücadelesi: Herkesin Bir Gündemi Vardı
Fatih’in ölümü saray içinde güç dengelerini bir anda altüst etti. Çünkü:
Şehzade Bayezid, daha muhafazakâr ve yeniliklere kapalı bir hükümdar adayıydı.
Şehzade Cem, babasının fetih ideallerine daha yakındı.
Fatih’in ölümü sonrası yaşanan kaos hâli, bazı tarihçilerin “Bu ölüm, en çok Bayezid’e yaradı” yorumunu yapmasına yol açmıştır. Bayezid’in taraftarları, Fatih hayattayken sarayda daha zayıf bir konumdaydı.
Taht kavgasının sertliği, bu ölümün “sadece bir sağlık problemi” olmadığını düşünenleri güçlendirmektedir.
6. Sonuç: Bir Hükümdarın Ölümü, Bir İmparatorluğun Kaderi
Fatih Sultan Mehmet’in ölümü, tarihin en büyük kırılma noktalarından biridir. Çünkü:
İtalya veya Mısır seferi gerçekleşseydi, dünya haritası büyük ihtimalle değişecekti.
Osmanlı’nın yayılmacı politikası yerini daha durağan bir döneme bıraktı.
Cem-Bayezid mücadelesi, imparatorluğu yıllarca yıprattı.
Bugün hâlâ kesin bir sonuca varmak zordur. Ancak gerçek ne olursa olsun, Fatih’in ölümü etrafındaki sis perdesi, tarihçileri ve meraklıları yüzyıllardır meşgul etmeye devam ediyor.

