Tarihin başlangıcından bu yana insanların tarih araştırmaları yapmasından ya da tarihe mal olacak herhangi bir faaliyetinden söz edeceğimiz zaman, bu işleri icra ederken kullandıkları bir alet veya eşyadan bahsetmemiz gerekir.
Örneğin, Yontma Taş Çağı’nda yaşayan insanların mağara duvarlarına belirli resimler ve şekiller çizerken kullandıkları boya ve taşlardan, yine aynı dönemlerde avlanma ve beslenme ihtiyaçlarını gidermek için kullandıkları mızraklara; Neolitik Çağ’da ve Doğu Asya'da üretilen, pişirme ve depolama amacıyla kullanılan çanak ve çömleklerden, Antik Mısırlıların devlet ihtiyaçlarından ve eğitim gereklerinden kaynaklı kullandıkları papirüs kâğıtlarına kadar bir sürü eşyadan örnek verilebilir. Bunlara sadece eski dönemlerden örnek vermek gerekmez. Daktilo, mürekkep ve kalemler, arkeolojik araştırma ekipmanları, fotokopi makineleri, 3D tarayıcılar gibi birçok örnek de yakın zamanımızdan verilebilir.
İnsanların ihtiyaçları ve günlük yaşamda pratikleşme arzusuyla birlikte merak duygusu, onu neredeyse hayatın her alanında birtakım yeniliklere ve gelişmelere itmiştir. Haliyle insanların yaşamlarında ve geleceklerinde büyük rol oynayan tarih bilimi de bu gelişmelerden etkilenmiştir. Tarih araştırmalarında yapay zekâ ile kaynak taraması yapılarak veri üretilmesi, elde edilen verilerin bilgisayar ortamında işlenmesi veya arşivlenmesi, işlenmiş bilgilerin ise sosyal medyada, araştırma sayfalarında, web sitelerinde ya da tarih bloglarında sunulması işlemlerinde de gördüğümüz gibi artık tarih biliminden yararlanmak istediğimizde ya da bu bilime faydalı olmak istediğimizde ister istemez bu dijitalleşmeye şahit oluyor ve bunun bir parçası oluyoruz.
Yaşanan bu yenilikler çeşitli faydalar sağlamakla birlikte bazı sorunları da beraberinde getiriyor. İnsanlar bilgiye erişmek için eski zamanlardaki kadar çaba göstermek zorunda kalmıyor. Bilgileri analiz etmeleri saniyeler içinde gerçekleşiyor. Yeni teknolojik ürünlerin üretilmesiyle birlikte yeni depolama yöntemleri insanlara daha güvenli bir gelecek vaadediyor. Günlük yaşamın hızına yetişmek için hep daha kolay çözümlere yöneliyoruz. Ayrıca bu gelişmeler tarihçilerin de mesleklerinde önemli bir yer tutuyor. Artık tarihçiler yaptıkları araştırmalar için sayılamayacak kadar çok fazla kaynağa rahatlıkla erişebiliyor. Tarihçiler, tarihte önemli yer tutan unsurlara ait bilgileri sanal ortamda kolaylıkla saklayabiliyor.
Arşivlenen bilgilerin sistemde gerçekleşen arızalardan dolayı kaybolması ya da zarar görmesi, sanal ortamın büyüklüğü sebebiyle yayımlanan çarpıtılmış veya yanıltıcı bilgilerin bazı olumsuzluklara neden olması, diğer bilimlerde olduğu gibi tarih biliminde mutlak olarak dijitale bağlı kalınması sonucunda gerçekleşen dijital bağımlılığın tarih biliminin geleceğini riske atması, bazı kötü niyetli amaçların bir sonucu olarak tarihî bilgiler üzerinde çeşitli intihallerin yaşanması gibi durumlar ise bu dijitalleşmenin tehlikeli yönlerindendir. Aynı zamanda her tarafımızın dijital ve teknolojik unsurlarla çevrelendiği hayatlarımızda bu unsurların bizim için daha cezbedici olmasının bir sonucu olarak insan yaşamının ekonomi ve iş gücü yönlerinde, sosyal ve siyasî alanlarda olumsuz etkilenebilme riski de bu bağlamda göz önünde bulundurulması gereken hususlardandır.
Kısacası, tarihte dijitalleşme birçok yönden fayda sağlasa da her alanda olduğu gibi bu alanda da bazı riskleri de yanında taşımaktadır. Bize ve yetkili kişi ve kurumlara düşen görev ise bu dijitalleşmeye bağlı olmayıp dijitalleşmeyi kendi yararımıza göre şekillendirmek olmalıdır. Risklerin bilincinde olmanın hem kendimiz için hem de toplum için önemli ve gerekli olduğunu unutmamak büyük bir önem arz etmektedir. Bu konu hakkında bu mottoyu benimsemeliyiz, " Teknoloji Özgür Olduğun Kadar Yararlıdır." Blogum hakkındaki düşüncelerinizi merak ediyorum, yorum yapmayı unutmayın.
Kaynakça
JSTOR ( JOURNAL STORAGE)
TTK( TÜRK TARİH KURUMU)
Furkan Tuz 9-C 1051

