İlk olarak belirtmek istediğim şey tarih nedir ? Genel olarak bakarsak geçmişi incelemek ve sonuç çıkarmaya tarih denir , mesela bizim her yaşadığımız saniyede bir önceki saniye mikro-geçmiş (mikrogeçmiş demek şudur mesela 100 yıl önceki olay ile 5 saniye önceki olay farkı yani 5 san,ye önceki mikro geçmiş olur . ) olur . Bu da tarihin statik ve ya kağıt parçalarından değil , sürekli dinamik olduğunu belirtir , tarih geleneksel anlamda şuna bakar , insan yasayış biçimi niyeti psikolojisi vs. burada bağlam ve neden sonuçlu bir metodloji işler .
Şuan insanlık büyük veri paketlerini işleyerek bu veriler arasında kolerasyon (bağlaşım ) kurabiliyor . Ancak eğer ki tarihçiler bu veri paketleri ve sonuçlarını incelemez ise , eğer ki incelerseler büyük bir niyet ve psikoloji eksikliği göreceklerdir , tarih bir çocuğun elindeki eşleştirme tahtasına döner . Bazı bilim adamları , yapay zekalara insanpsikolojisi üzerine veriler vererek onları bu konuda eğitip algılamasını sağlamaya çalışıyor ki , bu insanı veri havuzuna veya makineye dönüştürmektedir . Yani ben öyle düşünüyorum .
Geleneksel tarihçilik, belgelerin bağlamını, niyetini ve altmetnini anlamaya çalışırken : dijital tarihçilik, veri noktaları arasındaki nicel ilişkilere odaklanıyor. Bu iki yaklaşım arasındaki uçurum, tarihsel bilginin doğasına dair temel soruları gündeme getiriyor - geleneksel v dijital diye ayırmamın sebebi yaşlar değil , yapay zeka ile etkileşimdir - .
Birde yapay zekaların sonuçlarından gitmeyelim hep ve şunu soralım " bu yapay zekanın aldığı tüm veriler aynı mı ?" Hayır bence değil dedim ve bir araştırma yaptım , ve şunu öğrendim yapay zeka en iyi Lehçe anlar , peki o zaman bu , lehçe verileri daha iyi işler demektir ve lehçe verilerin azlığı da göz önünde bulundurulduğunda "işleme "anlamında da sıkıntı gördük . Tabii birde belli yazı fontlarının da daha iyi anladığı da var .Yani burada gördük ki yapay zeka hem metodlojik olarak hemde bu metodlojinin temelini doğru - tam anlamıyla doğru - yürütmede eksiklik çekiyor .
Tabii şimdi bir kaç eleştirel düşünceme değineceğim :
Dijital araçlar tarih metodolojisini araçsallığın belirlediği bir yere sürüklüyor: "Elimizdeki veri neyi sorgulamamıza izin veriyor?" sorusu, "Hangi sorular önemli?" sorusunun önüne geçiyor. Tarihçi, algoritmaların ve dijital veritabanlarının sunduğu imkanlarla sınırlanarak, aslında dijital platformların gizli müfredatına tabi oluyor.Yani aslında dijitalleşme aynı vakitte özgür soru sorma hakkı - bu tarihte çok değerlidir - önünde tarihçileri saçma -burada saçma dememin sebebi müfredat içeriği değil , oluşum ve varoluş anlamında - kurallar içinde yürütüyor .
Birde küçük bir ek daha tarihsel bilginin çoğu yani dijital tarihsel arşivin çoğu batılı kurumlar elinde , bu yeni bir bilgi koloniciliği çıkarabilir , bu insanın en bağlı olduğu bazende tembellik bazende belli sebepler ile bağlı olduğu aidiyet duygusu üzerinde bir nüfuzdur .
Tarihte bence en büyük sorunlardan birisi de, uzman azlığı . Bunu lütfen " uzman sayısı azlığı "olarak düşünmeyin . Tarihin dijitalleşmesi ile tarihin elit kesimin elindençıkıp iyice yayıldı ve sokak tarihçileri türedi , bu çok iyi bir yayılım amacı olabilir ,çünkü çoğulculuk ve insanın kendi varoluşun araştırması "toplum " için önemlidir , yanlız sosyal medya etkisi ile , en uzman bilgili yorum değil - burada "en uzman bilgili " doğru bir sıfat tamlaması olmayabilir -.
Ve son olarak tarihi artık bence yapay zekalar ile kullanılıyor mesela insanlar ne kadar bence düşüste olsada yapay zekalar ile kişiselliğe daha çok değer verecek -eğer ki şirketler veri çalmaz ise- ve bu da bizim tarih olaylarını uzun sürede ve geniş çaplı yapabilmemizi sağlar , ama şuanda da görüldüğü üzerine çoğu kitap şiir ve senaryo yapay zeka ile yazılıyor , yapay zeka eğer ki sürekli kendi ürettiği veriler içinde kalırsa yeni bilgiyi nasıl öğrenecek ? Öğrenirde gün geçtikçe bu insanlık&yapay zeka sentetik zekası onların öğrenme hızını yavaşlatacağı kesin olacaktır .
Teşekkürler.
Ahmet Tarık Kurubal

